Zaynep AKAR: Kocaelispor’u yazdım... Anlayın işte!
 
  Zaynep AKAR: Kocaelispor’u yazdım... Anlayın işte!   

Doğma büyüme İzmitliyim...
Hayatımın hiçbir döneminde başka bir yerde yaşamadım, bunun hayalini de kurmadım.
Burada okudum,
Burada kazanılmış ekmekle büyüdüm,
Burada evlendim, burada kazandım, burada yedim.
Yani bu kente aidim ben...
Dünyanın en güzel körfezinin çarpık çurpuk, ucube gibi bir yapılaşmayla rezil edildiği,
İstanbullu büyük firmaların imalathane olarak kullandığı,
Mavisine yeşiline kıyılmış, sanayiye kurban edilmiş bu zavallı şehrin kızıyım.
Körfez sularının billur gibi, ışıl ışıl halini de biliyorum;
Kırmızı boyalara bulandığı günleri de...
Tekel binasının tütünle karışık ispirto kokusu da hala aklımda, şimdi yerinde Belsa’nın bulunduğu balık hali de...
Yürüyüş yolunda faytonların gezdiği günleri de hatırlıyorum, perşembe pazarının Ulugazi’nin arkasına kurulduğu seneleri de...
Ve Kocaelispor’un 1.lig şampiyonluğuna oynadığı sezonu da anımsıyorum, sonrasını da...
***
Düne kadar hayatımda bir kere maça gitmiştim; o da bundan herhalde 15 sene kadar önceydi.
Çok yalvarınca kocam kıramamış, beni peşine takıp Kocaelispor-Kayserispor maçına götürmüştü.
Sezonun son maçlarından biriydi ve söylediğine göre maçın sonucu da herhangi birşeye etki etmeyecekti.
İddiasız bir maçtı yani... Yensek de yenilsek de kıyamet kopmayacaktı.
Stada girdiğim andaki şaşkınlığımı unutamam...
Bu kadar iddiasız bir maçta, tribünlerde oturacak yer yoktu.
Sanki sahada şampiyonluk için mücadele ediliyor, İsmetpaşa inliyordu.
10 dakika seyrettim, sonra hiçbir şey anlamadığım bu oyundan sıkılıp sağımdakiyle solumdakiyle sohbete daldım.
Maç çıkışı sorduğum, “Maç kaç kaç bitti?” sorusu hala bir şehir efsanesi olarak anlatılır.
***
Evet, futboldan zerre kadar çakmıyorum...
Ama bu Kocaelispor’u sevmeme mani olmadı.
Çocukluğumdan gelen bir alışkanlığım var; her hafta aynı soruyu sorarım: ‘Kocaeli maçı n’oldu?’
Kocaelispor’un kaçıncı sırada olduğunu, sonucun neyi etkilediği bile bilmem aslında.
Sadece içgüdüsel olarak merek ederim...
İzlemesem de, ilgilenmesem de başarılarıyla gurur duyar, mağlubiyetine üzülürüm;
Çünkü Kocaelispor benim şehrime yani bana aittir...
15 yıl sonra ilk kez, cumartesi günü oynanan Kocaelispor-Gümüşhane maçına gittim.
Çok heyecanlıydım.
Saatler önce hazırlandım, eşimin ‘vefa’ tişörtünü giydim; çıktık.
Maçlara gitmesem de, gidildiğinde ne yapıldığını biliyorum; ilk iş Adalı’dan köfte yedik.
Sonra orada karşılaştığımız eşimizle dostumuzla sohbet ettik,
En sonunda stada girdik...
Ve futbol hayatımın ikinci şoku!
Ben sanıyordum ki, seneler öncesinde gittiğim o maçtaki kadar olmasa da,
Belki yarısı, hadi en kötüsünden o günkünün üçte biri kadar taraftar göreceğim;
Çoşkulu bir kalabalıkla karşılacağım...
Sağa baktım, sola baktım kimse yok.
Eşime “Neredeler?” dedim,
Herhalde üzülmeyeyim diye “Birazdan gelirler” dedi, ama kimse gelmedi.
Gümüşhane maçında takım yöneticileri, bir avuç Hodri Meydan’cı ve şeref tribünündeki birkaç Kocaelispor sevdalısı İzmitli’den başka kimse yoktu.
***
‘Günaydın!’ dediğinizi duyar gibiyim...
Ama insan gidip kendi gözleriyle görünce daha iyi anlıyor.
Kocaelispor’un haline çok içerledim...
Bir zamanlar İstanbul takımlarının korkulu rüyası olmuş,
Lig şampiyonluğuna oynamış,
Avrupa kupalarında ülkesini temsil etmiş,
Yüzlerce taraftarını peşinden deplasmanlara sürüklemiş,
Bu kentin en değerli markası haline gelmiş Kocaelispor’un yerlerde sürünen hali içimi fena halde acıttı.
Hem üzüldüm, hem de düşündükçe hırslandım.
Evet, takıma destek olmak için her maça gelen;
Gelirken yanında eşini, çocuklarını hatta bebeklerini getiren,
Kocaelispor’u ayakta tutabilmek için kendi çapında çaba sarfeden insanlar var... Ama ne yazık ki sesleri çok cılız çıkıyor.
Bu çabanın idman yapacak bir tesisi bulunmayan,
Yediği yemeğin parası bile birkaç kişinin yardımıyla karşılanan,
3.ligin en alt sırasında çırpındıkça batan bu takıma yetmesine imkan ve ihtimal yok.
***
Ortada bir gerçek var ki,
Birileri ensesinden tutup çıkarmazsa, koskoca Kocaelispor seneye mahalle takımı olacak.
İzmitli olup da böyle bir şeyi kabul etmek, içine sindirmek mümkün değil?
Ve bu iş öyle birkaç kişinin çırpınmasıyla olacak iş de değil...
Bu ruhu taşıyan İzmitliler sosyal paylaşım sitelerinde çaba sarfediyor ama maalesef takımı sadece sevmek yetmiyor işte...
Daha fazla destek, daha fazla adanmışlık, daha fazla para lazım.
Lütfen, kimse çıkıp ‘Ooo, biz zamanında çok para verdik; yöneticiler hep yedi’ demesin.
Bir zamanlar görev yapmış olan yanlış insanların, yanlış tutumunu bu takıma mal edip, köşeye çekilmek ayıp değil mi?
Bir daha el verin, ne olur ki...
***
Dediğim gibi futboldan anlamam ama bildiğim bir şey var:
Akhisarspor, Akhisar’daki bir Köfteci Ramiz, bir de tavukçu Keskinoğlu’nun desteğiyle 1. Ligde oynuyorsa,
‘Sanayi kenti’ diye sırtı sıvazlanan,
Türkiye’nin en zengin ikinci ili ilan edilen Kocaeli’nin, tarihi başarılarla dolu takımı amatör lige düşemez.
Bu takım bu kadar da yerlerde sürünemez.
Daha önce yapanlar oldu, şimdi tekrarı gerekiyor.
Birileri çıkacak, elini taşın altına tekrar koyacak.
Bu kadar sanayi kuruluşu bu kentin havasını, suyunu, toprağını kirletmeyi biliyorsa;
Bu kentin takımını sahiplenmeyi de bilecek.
Bunun Kocaelili olmakla olmamakla ilgisi yok; Bu bir sorumluluk ve hatta bu satten sonra büyük bir zorunluluk.
***
Bir futbol cahili olarak 40 yıl düşünsem Kocaelispor ile ilgili yazı yazacağım aklıma gelmezdi...
Takımın durumu ne kadar vahim, anlayın işte.

 

Kaynak: Bizim Kocaeli




Okunma :2404