Sahibinden şanlı bir mazi; yalnızca 2 TL!
 
  Sahibinden şanlı bir mazi; yalnızca 2 TL!   

Bir Fenerbahçeli, bir Galatasaraylı, bir Beşiktaşlı, bir de Trabzonsporlu beraber bitpazarına gitmişler. Fenerbahçeli bir tezgahta 2012’de kazandığı Türkiye Kupası’nı görmüş, “kaça” diye sormuş. 2 TL yanıtını alınca,hemen satın almış kupayı. Galatasaraylı bir başka tezgahtan aynı fiyata 2000’de kazandıkları UEFA Kupası’nı, Beşiktaşlı ve Trabzonsporlu ise lig şampiyonluğu kupalarını almış. Bu takımlar iflas edip kapandığı için kulübün malları böyle haraç mezat satılmışmış meğer.

Fıkra gibi başlayıp, kabusa dönüşen bir hikaye değil mi? Neyse ki tamamen kurmaca, anlatacağım olayı içselleştirebilmeniz için yarattığım bir sahne, böyle bir şeyin olduğu yok. Olacağı ise… Büyük konuşmamak lazım. Sonuçta insanların yönettiği kurumlar, şirketler bunlar, yöneticiler her ne kadar her fırsatta takımlarının renklerine olan aşklarından dem vursalar da, ben hiçbirinden tribündeki taraftar kadar bağlılık beklemem açıkçası. Kulübün menfaatlerini, kendi menfaatlerini düşünmeye mecbur kalacakları ana kadar müdafa edeceklerdir. Milyonlarca dolar para harcadıkları doğrudur bu uğurda ve bu rakamların bizim
için çok büyük paralar olduğu da. Ancak o milyonlarca dolar, kumsalı olan bir adam için bir avuç kumdur. Ve yakın tarih göstermiştir ki, büyük takımlar için bir avuç kum feda edenler, karşılığında öyle ya da böyle kamyon kamyon kum almışlardır.

Yine de büyük takımlarımızın mallarının haraç mezat satılma olasılığı düşüktür. Anadolu takımları içinse bu olasılık her zaman var ve zaten bu yazıya sebebiyet veren de bu olasılığın gerçeğe dönüştüğüne bizzat şahit olduğum bir olay.

Çarşamba günü İzmit’te kurulan bitpazarına yolum düştü. Yağmur yüzünü göstermek üzere olduğu için hızlı hızlı gezdin tezgahları. İzmit’in, Kocaelispor’un geçmişine dair bir şeyler aradım. Galatasaray, Fenerbahçe ve Vestel Manisaspor ile ilgli objeler buldum da, pazarın kurulduğu memlekete dair bir şey karşıma çıkmadı diye hayıflanıyordum ki… Tezgahlardan birinde Kocaelispor ve tesisleriyle ilgili çerçeveli büyük fotoğraflar olduğunu gördüm. Birkaç tane de şilt vardı. Alamayacağım bir fiyat duyacağıma emin olarak sordum. “Şu Kocaelispor posteri (ahşap çerçeveli – 40x60) ne kadar?” Adam, “sana 2 TL olur, abi’” demez mi? Kâh 2 TL’den kâh 1 TL’den ne kadar fotoğraf, poster, şilt varsa aldım. Yalnızca birini, o da çok büyük olduğu için bıraktım. Bu dev boyutlu çerçevede Mustafa Denzizli yönetiminde Sefa Sirmen Tesisleri’nde kamp yapan milli takımızın fotoğrafı yer alıyordu.


Belli ki bu fotoğraflar Sefa Sirmen zamanında yapılan gurur duyulası tesislerimizden çıkmıştı. Borçlar, hacizler sonucunda üst liglerdeki yerini kaybeden, ismini bile kaybetmek üzere olan Kocaelispor şimdi de mazisini kaybediyordu. Hem de 2 TL karşılığında. Sefa Sirmen Tesisleri’nin temel atma çalışmaları sırasında çekilen fotoğrafları çerçevesiz aldığım için 1 TL idi. (Keşke çerçeveli alsaydım, tam o sırada çiselemeye başlayan yağmurun bir iki damlası zarar verdi fotoğraflara.) Aldığım fotoğraflardan birinde de Sefa Sirmen ile Süleyman Demirel vardı. Tesisin 5 Ağustos 1995’te yaplan açılışında çekilmişti belli ki. Sirmen
fotoğrafta gururlu, başarılı bir Kocaelispor’un politik kariyerinin anahtarı olacağının farkında olduğu için de umutlu. Peki o Kocaelisporlu Sirmen takım bu hallere düşerken neredeydi? Daha doğrusu Kocaelisporluluğu neredeydi? Kendi ismini taşıyan tesislerden hem de kendi fotoğraflarının çıkarılıp bitpazarına düşmesine gönlü nasıl razı gelmişti.

Peki bugüne kadar Kocaelisporluyum diye hava atan diğer İzmitliler nerede? Kulübü borç batağına sürükleyenler nerede? Şike davasının baş sanıklarından biri olan çakma menajerle bir olup Kocaelispor’u bu batağı içine çekenler nerede? Bu duruma göz yuman federasyon yetkilileri nerede? Bir tek Kocaelispor’un yeri yurdu belli:

Kocaelispor tarihinde ilk kez 3. Lig’de.

Kocaelispor’un bu durumu daha önce birkaç kez vurguladığım gibi “İzmitlilik” olgusunun artık tamamen kaybolmaya başlamış olmasıyla ilintili. Göç, hızlı büyüme, İstanbul’a olan yakınlık, önemli bir tarihe ve şehir kültürüne sahip İzmit’i adeta İstanbul’un bir banliyösü haline getirdi. Büyüklerimiz küçüklerine İzmit’i yeterince anlatmadı. Yeni nesilller İzmit’i yeterince sahiplenmedi. İzmitli aydınlara İzmit’i aydınlatacak fırsatlar verilmedi. Yerel gazetelerimiz bir şehir, bir spor kültürü yaratacak seviyede olmadılar hiç. Yıllarca küçük politik mücadeleler, söylemler; magazinel düzeyde kültürel editoryallerle kendilerini eylemeyi tercih ettiler, daha doğrusu ötesini düşünebilecek vizyona sahip olmadılar hiç. Bir tek rahmetli Ruşen Hakkı çıkabildi bu düzenin dışına. Şiirden, edebiyattan söz eden yazılar yazdı. Sonra bu tür yazıları herkes yazabilir sandı gazeteler ve bu kültür-sanatı amatör yazarlara emanet ettiler.

Velhasılkelâm, İzmit giderek geçmişini unuttu. Eskişehir’de olduğu gibi aydın bir belediye başkanı da çıkmadı bu güzel şehrin kültürünü yaşatacak. Karaosmanoğlu döneminde yapılan kimi güzel işler ise ne yazık ki iş işten geçtikten sonra yapıldı. Kocaeli çoktan bir 10 yıl kaybetmişti.

Kocaelispor’un durumu diğer kentlerimize, en başta da komşumuz Sakarya’ya örnek olsun. Şehirlilerde “şehirlilik” bilinci kaybolunca, ilk fire kültürden, spordan veriliyor. Bunların boşluğu da bir daha kolay kolay dolmuyor.

Not: Satın aldığım iki şiltten biri Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’na Kocaelispor Kulübü Derneği tarafından verilmiş. Diyor ki: “Kocaelispor Kulübü Derneği’ne gösterdiğiniz destek için teşekkürler.”

Kaynak: Goal.com Özel

Ege Görgün'ün tüm yazıları




Okunma :2465